top of page

Vezir (Life Gambit 7)

  • Halit
  • 3 Nis 2025
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 6 Nis 2025

Vezir, satrançtaki en güçlü taştır. Dikey, yatay ve çapraz yönlerde istediği kadar hareket edebilir. Bu geniş hareket kabiliyeti ona büyük bir esneklik ve stratejik önem kazandırır.

Özgürce hareket eder. Tıpkı insan duyguları gibi, onu sınırlandıran pek az şey vardır. Vezir, duyguların gücünü temsil eder.


Duygularımız ve tutkularımız hem en güçlü hem de en zayıf yanımızdır. Aşk, sevgi, alışkanlık , heyecanımız… Bize “imkânsız” denilenleri yaptıran, “asla yapmam” dediklerimizi deneyimleten en nadide ve en özel parçamızdır. Ruhumuzun güneşi gibidir; bazen ansızın ortaya çıkar, bazen de hep varmış gibi hissettirir. Bazen mutluluk gözyaşlarımız, bazen kederli hıçkırıklarımız olur. İnsanlığımızın en önemli cevheridir. En güzel günlerimizin başlangıcı, en büyük başarılarımızın mimarı, yanılgılarımızın ve hayal kırıklıklarımızın tohumudur.


Hayat açılışının en önemli taşlarından biri vezirdir. Vezirini kaybeden insan, insanlığını kaybetme eşiğine gelir. Sevemeyen, üzülemeyen, âşık olamayan, heyecanlanamayan biri ne kadar yaşayabilir ki?

Ya da gerçekten "yaşıyorum" diyebilir mi?


Ve en çok istismar edilen yanımız da bu duygularımız değil midir?

Değer verdiklerimiz, inandıklarımız, sevdiklerimiz… En sert darbeleri de buradan alırız. O an , duygularımızı kendimize düşman görürüz. Oysa insan, güvendiği ve sevebildiği sürece değerlidir. Vezir; Sevmek, her defasında sevmektir, inanmak, her defasında inanmaktır. Ve bu duygulara sahip olmak bir suç değildir. Kimi, neyi, hangi rengi, hangi hayvanı sevdiğinizin bir önemi yoktur. Önemli olan, gerçekten ve içten sevebilmektir.


Hayat yolculuğunda hepimiz defalarca yanılmadık mı? Duygularımız değişti, sevdiklerimiz değişti, tutkularımız değişti… Bırakın değişsin. Zaten değişmelidir de. Çünkü en gerçek ve en öz duygulara ulaşmanın yolu budur. Ancak ne değişirse değişsin, vezirinizi kaybetmeyin. Çünkü o sizsiniz, en derininiz…


Yanlış hissetmek, bir hataya âşık olmak bile hiç hissetmemekten iyidir. Tek yapmamız gereken, duygularımızın bizi manipüle etmesine izin vermemektir.


Gerçekler önümüzdeyken, herkes her şeyi açıkça görebiliyorken, biz neden göremeyiz? Tek sebebi, duygularımızın bizi yanıltmasıdır. Neyi, ne kadar severseniz sevin; sevdiğiniz şey neyse odur. Ona yüklediğiniz anlam, onun değil, sizin değerinizi gösterir. Kendi değerinizi, karşınızdakinin değeriyle karıştırmayın. Bu, en tehlikeli yanılgıdır. Çünkü sonuç hüsran olacaktır. Yüklediğiniz anlamları taşımayan bir gerçeklik, muhakkak çırılçıplak ortaya çıkacaktır.


Bir yalancı, siz sevdiğiniz için dürüst olmayacaktır. Er ya da geç size de yalan söyleyecektir. Herkese zalim olup yalnızca size merhametli davranan biri, bir gün size de zalim olacaktır. Seviyorsanız bile, bir zalimi sevdiğinizi bilin. Çünkü zulüm gördüğünüzde, hayal kırıklığı yaşayıp vezirinizi kaybetmemelisiniz.


Şimdi aynanızı duygularınıza çevirin:

Olanı mı seviyoruz, yoksa sevdiğimizi mi olduruyoruz?

Bir şeyi gerçekten o olduğu için mi seviyoruz, yoksa bize hissettirdikleri için mi?


Burada önemli olan neyi, nasıl sevdiğimiz değil; güzel ya da çirkin, doğru ya da yanlış fark etmez. Önemli olan, her şeyi olduğu gibi sevebilmek ve kendimizi kandırmamaktır. Duygularımızı bütün gerçekliği ile tanımak aşk , sevgi , tutku, heyecan , huzur bütün duygularımızı ayırt etmeden tanımalı ve hissetmeliyiz. Eğer bunu başarabilirsek, en güzel olana ulaşacağız. Aksi takdirde vezirimizi kaybedebilir ve en kıymetli hislerimizden mahrum kalabiliriz.


Şimdi, gerçekleri hissetmeye hazırsak…

Vezirimizi tahtadaki yerine koyabiliriz. 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Çok Yakında

© 2035 by Ebedi Kalem  and secured by Wix

bottom of page